Menü

DERMATOLOJİ BİLGİSİ

Psöriasis (sedef hastalığı) nedir?

Sedef hastalığı (psöriazis), bağışıklık sisteminin düzenlenmesindeki değişikliklerle ilişkili, deride kızarıklık, kalınlaşma ve beyaz-gümüş renkli kepeklenmeyle kendini gösteren kronik inflamatuvar bir hastalıktır. En sık saçlı deri, dirsekler, dizler ve gövdeyi etkiler; ancak tırnaklarda, avuç içlerinde, ayak tabanlarında ve genital bölgede de görülebilir. Sedef hastalığı bulaşıcı değildir ve psikolojik nedenlerle ortaya çıkan bir hastalık olarak kabul edilmez. Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi ve çevresel tetikleyiciler birlikte rol oynar. Günümüzde topikal ilaçlar, fototerapi, sistemik tedaviler ve biyolojik ilaçlarla birçok hastada deri bulgularının tamamen veya tama yakın düzelmesi ve uzun süreli hastalık kontrolü sağlanabilmektedir. Ayrıca sedef hastalığı yalnızca deriyi ilgilendirmediğinden eklem sağlığı ve eşlik eden metabolik

Dr. Berkant Oman'ın ilettiği konu metnine dayanan genel bilgilendirmedir.

Yapay zekâ ile üretilmiş kavramsal görsel · Tanı, uygulama veya sonuç gösterimi değildir.

MERAK ETTİKLERİNİZ

Bir sorudan başlayın

Önce size gereken başlığı seçin; ayrıntılı hekim metnine isterseniz daha sonra geçebilirsiniz.

SEDEF HASTALIĞI NEDİR?

Sedef hastalığının tıbbi adı psöriazis (psoriasis) olarak bilinir. Kronik seyirli, bağışıklık sistemi aracılı inflamatuvar bir hastalıktır. Derideki bağışıklık hücreleri ve keratinositler arasındaki iletişimin değişmesi sonucunda inflamasyon ve deri hücrelerinin çoğalması artar. Normal deri yenilenme dengesi bozulduğu için epidermiste kalınlaşma ve yüzeyde kepek birikimi gelişir.

SEDEF HASTALIĞI NEDEN OLUR?

Sedef hastalığının gelişiminde genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi ve çevresel faktörler birlikte rol oynar. Hastalığın immünolojik mekanizmasında özellikle IL-23 ve IL-17 sinyal yolları önemlidir. TNF-alfa ve başka inflamatuvar moleküller de sürece katkıda bulunur. Bu sinyal yollarının aşırı aktivasyonu, epidermisteki keratinositlerin çoğalmasını ve inflamatuvar yanıtın devam etmesini destekler.

SEDEF HASTALIĞI TAMAMEN İYİLEŞİR Mİ?

Sedef hastalığı kronik ve tekrarlama eğiliminde olan bir hastalıktır. Günümüzde bütün hastalarda hastalığa yatkınlığı kalıcı olarak ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmamaktadır. Ancak bu durum lezyonların sürekli devam edeceği anlamına gelmez.

SEDEF HASTALIĞI BULAŞICI MIDIR?

Tokalaşmak, sarılmak, aynı havluyu kullanmak veya aynı ortamda bulunmak hastalığın başka bir kişiye geçmesine neden olmaz. Sedef hastalığı bir mantar, bakteri veya parazit enfeksiyonu değildir. Bu nedenle sedef hastalarının sosyal yaşamdan uzaklaştırılması veya kendilerini diğer insanlardan izole etmeleri gerekmez.

SEDEF HASTALIĞI KALITSAL MIDIR?

Anne, baba veya kardeşlerde sedef hastalığının bulunması kişinin hastalığa yakalanma olasılığını artırabilir. Ancak klasik anlamda tek bir genle doğrudan aktarılan bir hastalık değildir. Ailesinde sedef bulunan herkes hasta olmaz. Ailesinde hiç sedef hastası bulunmayan kişilerde de hastalık gelişebilir.

SEDEF HASTALIĞI PSİKOLOJİK MİDİR?

Hayır. Sedef hastalığı psikolojik kökenli bir hastalık değildir. Hastalığın temelinde bağışıklık sistemiyle ilişkili biyolojik mekanizmalar bulunur. Ancak psikolojik stres bazı hastalarda döküntülerin başlamasını veya mevcut hastalığın alevlenmesini kolaylaştırabilir.

SEDEF HASTALIĞINI HANGİ FAKTÖRLER TETİKLER?

Bilinen faktörler arasında boğaz enfeksiyonları, derinin travmaya uğraması, yoğun stres, sigara, aşırı alkol tüketimi ve bazı ilaçlar bulunmaktadır. Özellikle streptokok boğaz enfeksiyonları çocuklarda ve genç erişkinlerde guttat psöriazisin başlamasıyla ilişkili olabilir. Lityum, bazı beta blokerler ve antimalaryal ilaçlar belirli hastalarda sedefi alevlendirebilir. Sistemik kortikosteroidlerin uygunsuz veya ani kesilmesi de bazı olgularda ciddi alevlenmelere neden olabilir.

KOEBNER FENOMENİ NEDİR?

Sedef hastalarında normal görünümlü derinin travmaya uğraması sonrasında aynı bölgede yeni sedef lezyonlarının oluşmasına Koebner fenomeni adı verilir. Kaşıma, sürtünme, kesik, yanık, güneş yanığı ve bazı dermatolojik işlemler bunu tetikleyebilir. Bu nedenle aktif hastalık döneminde derinin tahriş edilmemesi önemlidir.

HEKİMİN KONU METİNLERİ

Daha ayrıntılı okumak isteyenlere

Hekimin ilettiği metne dayanan ayrıntılı bilgileri burada okuyabilirsiniz. Anlatım, bilgilendirme diliyle düzenlenmiştir.

Ayrıntılı konu metnini aç

PSÖRİASİS (SEDEF HASTALIĞI) NEDİR? BELİRTİLERİ VE GÜNCEL TEDAVİSİ

Sedef hastalığı (psöriazis), bağışıklık sisteminin düzenlenmesindeki değişikliklerle ilişkili, deride kızarıklık, kalınlaşma ve beyaz-gümüş renkli kepeklenmeyle kendini gösteren kronik inflamatuvar bir hastalıktır. En sık saçlı deri, dirsekler, dizler ve gövdeyi etkiler; ancak tırnaklarda, avuç içlerinde, ayak tabanlarında ve genital bölgede de görülebilir. Sedef hastalığı bulaşıcı değildir ve psikolojik nedenlerle ortaya çıkan bir hastalık olarak kabul edilmez. Genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi ve çevresel tetikleyiciler birlikte rol oynar. Günümüzde topikal ilaçlar, fototerapi, sistemik tedaviler ve biyolojik ilaçlarla birçok hastada deri bulgularının tamamen veya tama yakın düzelmesi ve uzun süreli hastalık kontrolü sağlanabilmektedir. Ayrıca sedef hastalığı yalnızca deriyi ilgilendirmediğinden eklem sağlığı ve eşlik eden metabolik hastalıkların değerlendirilmesi de önemlidir.

Sedef hastalığı nedir?

Sedef hastalığının tıbbi adı psöriazis (psoriasis) olarak bilinir.

Kronik seyirli, bağışıklık sistemi aracılı inflamatuvar bir hastalıktır. Derideki bağışıklık hücreleri ve keratinositler arasındaki iletişimin değişmesi sonucunda inflamasyon ve deri hücrelerinin çoğalması artar.

Normal deri yenilenme dengesi bozulduğu için epidermiste kalınlaşma ve yüzeyde kepek birikimi gelişir.

Bu durum, sınırları genellikle belirgin olan kırmızı veya pembe plakların üzerinde beyaz-gümüş renkli kalın kepeklerle kendini gösterir.

Sedef hastalığı yalnızca estetik bir problem değildir. Kaşıntı, ağrı, deri çatlakları, tırnak değişiklikleri ve bazı hastalarda eklem tutulumu günlük yaşamı önemli ölçüde etkileyebilir.

Sedef hastalığı bulaşıcı mıdır?

Hayır. Sedef hastalığı bulaşıcı değildir.

Tokalaşmak, sarılmak, aynı havluyu kullanmak veya aynı ortamda bulunmak hastalığın başka bir kişiye geçmesine neden olmaz.

Sedef hastalığı bir mantar, bakteri veya parazit enfeksiyonu değildir.

Bu nedenle sedef hastalarının sosyal yaşamdan uzaklaştırılması veya kendilerini diğer insanlardan izole etmeleri gerekmez.

Sedef hastalığı neden olur?

Sedef hastalığının gelişiminde genetik yatkınlık, bağışıklık sistemi ve çevresel faktörler birlikte rol oynar.

Hastalığın immünolojik mekanizmasında özellikle IL-23 ve IL-17 sinyal yolları önemlidir. TNF-alfa ve başka inflamatuvar moleküller de sürece katkıda bulunur.

Bu sinyal yollarının aşırı aktivasyonu, epidermisteki keratinositlerin çoğalmasını ve inflamatuvar yanıtın devam etmesini destekler.

Son yıllarda geliştirilen biyolojik tedavilerin bir bölümü doğrudan bu inflamatuvar mekanizmaları hedeflemektedir.

Bununla birlikte sedef hastalığının neden belirli bir kişide başladığını açıklayan tek bir faktör bulunmamaktadır.

Sedef hastalığı kalıtsal mıdır?

Sedef hastalığında genetik yatkınlık önemlidir.

Anne, baba veya kardeşlerde sedef hastalığının bulunması kişinin hastalığa yakalanma olasılığını artırabilir.

Ancak klasik anlamda tek bir genle doğrudan aktarılan bir hastalık değildir.

Ailesinde sedef bulunan herkes hasta olmaz. Ailesinde hiç sedef hastası bulunmayan kişilerde de hastalık gelişebilir.

Bu nedenle genetik yatkınlık, hastalığın oluşumunu açıklayan faktörlerden yalnızca biridir.

Sedef hastalığı psikolojik midir?

Hayır. Sedef hastalığı psikolojik kökenli bir hastalık değildir.

Hastalığın temelinde bağışıklık sistemiyle ilişkili biyolojik mekanizmalar bulunur.

Ancak psikolojik stres bazı hastalarda döküntülerin başlamasını veya mevcut hastalığın alevlenmesini kolaylaştırabilir.

Sedef hastalığının kendisi de görünür deri lezyonları, kaşıntı ve sosyal etkiler nedeniyle stres, kaygı veya depresif belirtilere katkıda bulunabilir.

Dolayısıyla stres ile sedef arasında çift yönlü bir ilişki olabilir.

Hastalığı kişinin psikolojik durumuna, aile ilişkilerine veya iyileşmeyi yeterince istememesine bağlamak bilimsel olarak doğru değildir.

Psikolojik destek, ihtiyaç duyan hastalarda yaşam kalitesini iyileştirebilir ancak dermatolojik tedavinin yerine geçmez.

Sedef hastalığını hangi faktörler tetikler?

Tetikleyiciler kişiden kişiye değişir.

Bilinen faktörler arasında boğaz enfeksiyonları, derinin travmaya uğraması, yoğun stres, sigara, aşırı alkol tüketimi ve bazı ilaçlar bulunmaktadır.

Özellikle streptokok boğaz enfeksiyonları çocuklarda ve genç erişkinlerde guttat psöriazisin başlamasıyla ilişkili olabilir.

Lityum, bazı beta blokerler ve antimalaryal ilaçlar belirli hastalarda sedefi alevlendirebilir. Sistemik kortikosteroidlerin uygunsuz veya ani kesilmesi de bazı olgularda ciddi alevlenmelere neden olabilir.

Ancak bütün hastalarda bir tetikleyici saptanması mümkün değildir.

Kullanılan bir ilacın sedefi artırdığı düşünülüyorsa ilaç doktor önerisi olmadan kesilmemelidir.

Koebner fenomeni nedir?

Sedef hastalarında normal görünümlü derinin travmaya uğraması sonrasında aynı bölgede yeni sedef lezyonlarının oluşmasına Koebner fenomeni adı verilir.

Kaşıma, sürtünme, kesik, yanık, güneş yanığı ve bazı dermatolojik işlemler bunu tetikleyebilir.

Bu nedenle aktif hastalık döneminde derinin tahriş edilmemesi önemlidir.

Ancak her sedef hastasında Koebner fenomeni görülmez.

Sedef hastalığının belirtileri nelerdir?

Klasik sedef hastalığında deride sınırları belirgin, kırmızı veya pembe renkli, üzeri gümüş-beyaz kepeklerle kaplı plaklar görülür.

Koyu deri fototiplerinde lezyonlar morumsu, koyu kahverengi veya gri tonlarında olabilir.

Kaşıntı sık görülebilir. Bazı hastalarda yanma, hassasiyet ve ağrılı çatlaklar gelişir.

Lezyonlar küçük alanlarla sınırlı kalabileceği gibi geniş deri bölgelerini de etkileyebilir.

Hastalığın görünümü yerleşim bölgesine ve klinik tipine göre değişir.

Sedef hastalığının tipleri nelerdir?

Sedef hastalığının farklı klinik tipleri bulunmaktadır.

Plak psöriazis, en sık görülen formdur. Belirgin sınırlı, kalın ve kepekli plaklarla karakterizedir.

Guttat psöriazis, özellikle çocuklarda ve gençlerde gövdeye yayılan çok sayıda küçük, damla şeklinde lezyon oluşturur.

İnvers psöriazis, koltuk altı, kasık ve meme altı gibi deri kıvrımlarında genellikle daha az kepekli, parlak kırmızı alanlarla seyreder.

Püstüler psöriazis, içi iltihap hücreleriyle dolu ancak başlangıçta mikrobik olmayan püstüllerle karakterizedir. Lokalize veya yaygın formları vardır.

Eritrodermik psöriazis, vücudun çok geniş bölümünde yaygın kızarıklık ve kepeklenmeye yol açabilen ciddi bir tablodur.

Bu hastalıkların seyri ve tedavi gereksinimi aynı değildir.

Saçlı deri sedef hastalığı nasıl görünür?

Saçlı deri sedefinde kızarıklık ve kalın, beyazımsı kepeklenme görülür.

Lezyonlar bazen saç çizgisinin dışına, alın veya kulak çevresine uzanabilir.

Seboreik dermatitle karışabilir.

Kaşıntı, yoğun kepeklenme ve kaşıma nedeniyle geçici saç dökülmesi yaşanabilir.

Saçlı deri sedefinde kalıcı saç kaybı olağan değildir. Ancak şiddetli inflamasyon veya başka saçlı deri hastalıkları varsa ayrıca değerlendirme gerekir.

Tedavide saçlı deriye uygun solüsyon, köpük, jel veya şampuan formülasyonları kullanılabilir.

Tırnak sedefi nedir?

Sedef hastalığı el ve ayak tırnaklarını etkileyebilir.

Tırnak yüzeyinde toplu iğne başı büyüklüğünde çukurcuklar, sarı-kahverengi renk değişikliği, kalınlaşma ve tırnağın yatağından ayrılması görülebilir.

Bazı hastalarda tırnak değişiklikleri belirgin deri lezyonları olmadan da ortaya çıkabilir.

Tırnak sedefi, tırnak mantarıyla karışabilir. Gerekli durumlarda mantar incelemesi yapılmalıdır.

Tırnak tutulumu bulunan hastalarda psöriatik artrit olasılığının değerlendirilmesi de önemlidir.

Avuç içi ve ayak tabanı sedefi nedir?

Avuç içi ve ayak tabanında kalınlaşmış, çatlamış ve bazen ağrılı plaklar oluşabilir.

Bu bölgelerdeki lezyonlar deri yüzeyinin küçük bir bölümünü kaplasa bile yürüme, ayakta durma veya elle çalışma gibi günlük aktiviteleri ciddi biçimde etkileyebilir.

Mantar enfeksiyonları ve kronik el-ayak egzamasıyla karışabilir.

Bu nedenle yalnızca lezyonun kapladığı alan değil, işlev kaybı ve yaşam kalitesi üzerindeki etkisi de tedavi kararında değerlendirilir.

Genital sedef hastalığı olur mu?

Evet.

Genital bölgede ve kasık kıvrımlarında sedef hastalığı görülebilir.

Bu bölgelerde nem ve sürtünme nedeniyle klasik kalın kepeklenme çoğu zaman belirgin değildir. Daha çok parlak, kırmızı veya pembe, keskin sınırlı alanlar görülür.

Kaşıntı, yanma ve cinsel yaşamda rahatsızlık oluşturabilir.

Genital bölgede deri daha hassas olduğu için güçlü kortikosteroidler kontrolsüz kullanılmamalıdır.

Çocuklarda sedef hastalığı görülür mü?

Evet.

Sedef hastalığı çocukluk döneminde de başlayabilir.

Çocuklarda guttat psöriazis, saçlı deri tutulumu ve yüz bölgesindeki lezyonlar erişkinlerden farklı bir klinik görünüm oluşturabilir.

Özellikle boğaz enfeksiyonu sonrasında aniden ortaya çıkan küçük, yaygın ve kepekli döküntüler guttat psöriazisi düşündürebilir.

Çocuklarda tedavi seçimi yaşa, hastalığın şiddetine ve ilaçların ilgili yaş grubundaki kullanım koşullarına göre yapılmalıdır.

Sedef hastalığı eklemleri etkiler mi?

Evet.

Sedef hastalarının bir bölümünde psöriatik artrit, yani sedef romatizması gelişebilir.

Bu hastalık eklemlerde, tendonların kemiğe yapıştığı bölgelerde ve bazen omurgada inflamasyona neden olur.

Eklem ağrısı, şişlik, sabah tutukluğu, topuk ağrısı ve parmakların tamamında sosis benzeri şişme görülebilir.

Psöriatik artrit çoğu zaman deri hastalığından sonra ortaya çıksa da bazı kişilerde eklem yakınmaları önce başlayabilir.

Tedavi edilmediğinde kalıcı eklem hasarı gelişebileceği için erken tanı önemlidir.

Sedef hastası bir kişinin eklem şişliği, uzun süren sabah tutukluğu veya açıklanamayan topuk ağrısı bulunuyorsa romatoloji değerlendirmesi gerekebilir.

Sedef hastalığı iç organları etkiler mi?

Sedef hastalığı yalnızca deriye sınırlı bir hastalık olarak değerlendirilmemelidir.

Özellikle orta ve şiddetli hastalıkta obezite, metabolik sendrom, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklarla ilişki bildirilmiştir.

Yağlı karaciğer hastalığı, inflamatuvar bağırsak hastalıkları ve ruh sağlığı sorunları da bazı hastalarda daha sık görülebilir.

Ancak sedef tanısı bulunan herkesin bu hastalıklara yakalanacağı söylenemez.

Sedef hastalığı olan kişilerde kan basıncı, kilo, kan şekeri, kan lipidleri ve diğer kişisel risk faktörlerinin uygun aralıklarla değerlendirilmesi önemlidir.

Sedef hastalığı tanısı nasıl konur?

Tanı çoğunlukla dermatolojik muayeneyle konur.

Lezyonların görünümü, yerleşimi, kepeklenme özellikleri, tırnak bulguları ve aile öyküsü değerlendirilir.

Saçlı deri, avuç içi, ayak tabanı ve kıvrım bölgelerindeki sedef bazen egzama veya mantar hastalığıyla karışabilir.

Tanının belirsiz olduğu durumlarda mantar incelemesi veya deri biyopsisi yapılabilir.

Sedef tanısını doğrulayan tek bir rutin kan testi bulunmamaktadır.

Sedef hastalığının şiddeti nasıl belirlenir?

Sedefin şiddeti yalnızca döküntülerin ne kadar geniş bir alana yayıldığına göre belirlenmez.

Değerlendirmede PASI (Psoriasis Area and Severity Index), BSA (Body Surface Area) ve DLQI (Dermatology Life Quality Index) gibi ölçümler kullanılabilir.

PASI; lezyonların kızarıklık, kalınlık, kepeklenme ve yaygınlığını değerlendirir.

BSA, tutulan vücut yüzey alanını ifade eder.

DLQI ise hastalığın kişinin yaşam kalitesi üzerindeki etkisini ölçer.

Özellikle yüz, eller, ayak tabanları, genital bölge ve tırnak tutulumu küçük bir alanı etkilese bile hastalık şiddetini ve tedavi gereksinimini artırabilir.

Sedef hastalığı tamamen iyileşir mi?

Sedef hastalığı kronik ve tekrarlama eğiliminde olan bir hastalıktır.

Günümüzde bütün hastalarda hastalığa yatkınlığı kalıcı olarak ortadan kaldıran kesin bir tedavi bulunmamaktadır.

Ancak bu durum lezyonların sürekli devam edeceği anlamına gelmez.

Uygun tedaviyle tam veya tama yakın deri temizliği sağlanabilir ve uzun süreli remisyon elde edilebilir.

Bazı hastalar uzun dönem belirtisiz kalırken bazılarında tedavinin devam ettirilmesi gerekebilir.

Tedavinin temel hedefi yalnızca kepekleri azaltmak değil, inflamasyonu etkili biçimde kontrol ederek hastanın günlük yaşamını iyileştirmektir.

Sedef hastalığı nasıl tedavi edilir?

Tedavi hastalığın tipi, şiddeti, yerleşimi, hastanın yaşı, eklem tutulumu ve eşlik eden hastalıkları dikkate alınarak planlanır.

Başlıca tedavi seçenekleri topikal ilaçlar, fototerapi, geleneksel sistemik ilaçlar ve hedefe yönelik sistemik tedavilerdir.

Hafif ve sınırlı hastalıkta yalnızca topikal tedavi yeterli olabilir.

Orta ve şiddetli hastalıkta veya küçük bir alanı etkilemesine rağmen ciddi işlev kaybına neden olan durumlarda sistemik tedavi gerekebilir.

Her hastanın önce bütün kremleri denemesi ve ancak en son aşamada biyolojik tedavi alması gerektiği şeklinde evrensel bir kural yoktur.

Güncel tedavi kararı hastalığın özellikleri ve kişinin ihtiyaçlarına göre verilir.

Sedef hastalığında krem tedavileri nelerdir?

Topikal tedaviler hafif hastalığın temel seçeneklerindendir.

En sık kullanılan ilaçlar arasında topikal kortikosteroidler ve D vitamini analogları bulunur.

Bu maddeler tek başına veya kombinasyon halinde uygulanabilir.

Kalın kepekli plaklarda salisilik asit gibi keratolitik ajanlar diğer ilaçların deriye ulaşmasını kolaylaştırabilir.

Yüz ve deri kıvrımları gibi hassas alanlarda uygun hastalarda takrolimus veya pimekrolimus gibi topikal kalsinörin inhibitörleri ruhsat dışı olarak kullanılabilir.

Bazı ülkelerde tapinarof ve roflumilast gibi daha yeni steroid dışı topikal tedaviler de bulunmaktadır. Bu ürünlerin bulunabilirliği ve ruhsat durumu ülkeye göre değişir.

Kortizonlu kremler doğru güçte ve uygun sürede kullanılmalıdır. Özellikle yüz ve genital bölgede güçlü kortikosteroidlerin uzun süre kontrolsüz kullanımı deri incelmesi ve başka yan etkilere yol açabilir.

Fototerapi sedef hastalığında etkili midir?

Evet.

Fototerapi, belirli ultraviyole dalga boylarının tıbbi cihazlarla kontrollü şekilde uygulanmasıdır.

En sık kullanılan yöntemlerden biri dar bant UVB fototerapisidir.

Yaygın hastalıkta veya topikal tedavilere yeterli yanıt alınamayan durumlarda etkili olabilir.

PUVA gibi başka fototerapi yöntemleri de seçilmiş hastalarda kullanılabilir.

Fototerapide ışık dozu, seans sayısı ve toplam maruziyet dermatolog tarafından planlanmalıdır.

Solaryum ve kontrolsüz güneşlenme tıbbi fototerapinin yerine geçmez.

Sedef hastalığında ağızdan alınan ilaçlar nelerdir?

Orta ve şiddetli sedef hastalığında sistemik ilaçlar kullanılabilir.

Geleneksel sistemik tedaviler arasında metotreksat, siklosporin ve asitretin bulunur.

Apremilast ve deucravacitinib gibi hedefe yönelik ağızdan alınan tedaviler de belirli hasta gruplarında seçenek olabilir.

Bu ilaçların etki mekanizmaları, etkinlikleri ve güvenlik profilleri birbirinden farklıdır.

Metotreksat kullanılırken kan sayımı ve karaciğer fonksiyonları gibi parametreler takip edilir.

Siklosporin kan basıncını ve böbrek fonksiyonlarını etkileyebilir.

Asitretin gebelik açısından ciddi risk taşır ve çocuk sahibi olma planı bulunan kişilerde özel değerlendirme gerektirir.

Sistemik tedavi seçimi yalnızca deri bulgularına göre değil, kişinin eşlik eden hastalıklarına ve gebelik planına göre de yapılmalıdır.

Biyolojik tedavi nedir?

Biyolojik ilaçlar, sedef hastalığındaki inflamasyonda rol oynayan belirli bağışıklık sistemi moleküllerini hedefleyen tedavilerdir.

Sedefte kullanılan biyolojik ilaçlar arasında TNF-alfa, IL-17 ve IL-23 sinyal yollarını hedefleyen ajanlar bulunmaktadır.

Adalimumab, sekukinumab, iksekizumab, bimekizumab, guselkumab ve risankizumab bu gruplardaki ilaçlara örnek olarak verilebilir.

Bu ilaçların tamamı her ülkede ve her hasta grubu için aynı ruhsat veya geri ödeme koşullarına sahip değildir.

Günümüzde biyolojik tedaviler birçok orta ve şiddetli sedef hastasında yüksek düzeyde deri temizliği sağlayabilmektedir.

Ancak bütün biyolojik ilaçlar her hastada aynı etkiyi göstermez.

Biyolojik ilaçlar güvenli midir?

Uygun hasta seçimi ve takip koşullarında etkili tedavi seçenekleridir.

Ancak bağışıklık sisteminin belirli bölümlerini etkiledikleri için özellikle enfeksiyon riski dikkate alınmalıdır.

Tedavi öncesinde genellikle tüberküloz ve hepatitler gibi enfeksiyonlar açısından değerlendirme yapılır. Kullanılacak ilaca göre başka testler de gerekebilir.

Aşı geçmişi, geçirilmiş enfeksiyonlar, inflamatuvar bağırsak hastalığı, kalp yetmezliği ve gebelik planı gibi faktörler ilaç seçiminde önem taşır.

Tedavi sırasında kontrol muayeneleri ve gerekli laboratuvar incelemeleri sürdürülmelidir.

Biyolojik ilaçların seçimi ve takibi dermatolog tarafından yapılmalıdır.

Sedef hastalığı için özel bir diyet var mıdır?

Sedef hastalığını kesin olarak iyileştirdiği kanıtlanmış tek bir diyet bulunmamaktadır.

Ancak fazla kilolu veya obez hastalarda dengeli beslenme ve kilo kaybı, hastalık şiddetinin azaltılmasına ve tedavi yanıtının iyileştirilmesine katkıda bulunabilir.

Bu nedenle kişinin metabolik durumuna uygun sağlıklı beslenme planı yararlıdır.

Akdeniz tipi beslenme gibi dengeli diyet modelleri genel kardiyometabolik sağlık açısından değerlendirilebilir ancak dermatolojik tedavinin yerine geçmez.

Glutensiz diyet bütün sedef hastalarına önerilmez. Çölyak hastalığı veya glutene duyarlılığı destekleyen klinik ve laboratuvar bulguları olan seçilmiş kişilerde değerlendirilebilir.

Balık yağı, yüksek doz vitaminler, bitkisel ürünler veya çeşitli besin takviyelerinin sedefi kesin olarak tedavi ettiği gösterilmiş değildir.

Sedef hastalığı karaciğer hastalığından mı kaynaklanır?

Hayır.

Sedef hastalığı doğrudan karaciğer bozukluğundan kaynaklanan bir deri hastalığı değildir.

Ancak sedef hastalarında obezite ve metabolik bozukluklarla ilişkili karaciğer yağlanması daha sık görülebilir.

Ayrıca metotreksat gibi bazı ilaçların kullanımında karaciğer sağlığının değerlendirilmesi önemlidir.

Bu nedenle karaciğer hastalıkları ile sedef arasında bazı ilişkiler bulunması, “sedefin nedeni karaciğerdir” anlamına gelmez.

Stresi azaltmak sedef hastalığına iyi gelir mi?

Stres yönetimi bazı hastalarda alevlenmelerin kontrolüne ve yaşam kalitesinin iyileşmesine yardımcı olabilir.

Ancak stres yönetimi tek başına sedef hastalığının biyolojik inflamasyonunu bütün hastalarda ortadan kaldırmaz.

Uyku düzeninin korunması, fiziksel aktivite ve gerektiğinde psikolojik destek tedaviyi tamamlayabilir.

Psikiyatri veya psikoloji desteği bütün sedef hastalarına zorunlu değildir. Kaygı, depresyon, uyku bozukluğu veya hastalığa bağlı belirgin psikososyal yük varsa uygun destek önerilebilir.

Kaplıca ve balıklı kaplıca sedefe iyi gelir mi?

Kaplıca ve klimatoterapi uygulamalarının sedef hastalığı üzerindeki etkileri araştırılmıştır.

Özellikle Lut Gölü (Ölü Deniz) bölgesinde güneş ışığının spektral özellikleri ve mineralli suyla birlikte uygulanan klimatoterapi için olumlu klinik sonuçlar bildirilmiştir.

Kangal Balıklı Kaplıcası ile ilgili 2000 yılında yayımlanan ve 87 hastayı içeren klinik çalışmada da kısa dönem deri bulgularında iyileşme görülmüştür.

Bu nedenle kaplıca uygulamalarının hiçbir biyolojik etkisi olmadığını veya görülen bütün düzelmelerin yalnızca psikolojik olduğunu söylemek doğru değildir.

Bununla birlikte bu araştırmaların sınırlılıkları vardır. Kaplıca uygulamalarının sedefi kalıcı biçimde ortadan kaldırdığı gösterilmiş değildir.

Balıkların kullanıldığı ortak havuz uygulamalarında enfeksiyon ve hijyen riskleri de değerlendirilmelidir.

Kontrolsüz güneş maruziyeti güneş yanığı ve birikimsel ultraviyole hasarı oluşturabilir.

Kaplıca ve klimatoterapi, gerekli dermatolojik tedavilerin yerine geçen kesin bir çözüm değildir.

Bitkisel ürünler sedef hastalığını geçirir mi?

Bazı bitkisel ürünler ve tamamlayıcı uygulamalar klinik çalışmalarda araştırılmıştır.

Ancak ürünlerin önemli bir bölümünde etkinlik ve güvenlik açısından yeterli kaliteli veri bulunmamaktadır.

İçeriği bilinmeyen ürünlerde güçlü kortikosteroidler veya başka farmakolojik maddeler bulunabilir.

Ayrıca bitkisel ürünler alerjik kontakt dermatit, tahriş, karaciğer toksisitesi veya kullanılan ilaçlarla etkileşime neden olabilir.

Bu nedenle özellikle içeriği belirsiz karışımların ve kontrolsüz tedavi yöntemlerinin kullanılmaması önemlidir.

Sedef hastaları günlük yaşamda nelere dikkat etmelidir?

Cilt bariyerini korumak için düzenli nemlendirici kullanımı yararlıdır.

Çok sıcak suyla uzun banyo yapmak, sert kese kullanmak ve lezyonları yoğun şekilde kaşımak tahrişi artırabilir.

Sigaranın bırakılması, aşırı alkol tüketiminden kaçınılması ve fazla kilonun kontrol altına alınması genel sağlık açısından önemlidir.

Güneşten yarar görme durumu kişiden kişiye değişebilir. Güneş yanığı sedefi kötüleştirebileceği için kontrolsüz güneşlenme önerilmez.

Tedaviler düzenli kullanılmalı, ilaçların etkinliği veya yan etkileriyle ilgili sorunlar dermatologla görüşülmelidir.

Sedef hastalığında hangi durumlar acildir?

Sedef hastalığı çoğu zaman acil bir durum oluşturmaz.

Ancak derinin çok geniş bölümünü kaplayan kızarıklık ve soyulma, yüksek ateş, yaygın ve hızla gelişen iltihaplı görünümlü kabarcıklar, belirgin halsizlik veya genel durum bozukluğu ciddi hastalık belirtileri olabilir.

Özellikle yaygın püstüler psöriazis ve eritrodermik psöriazis sıvı-elektrolit dengesini bozabilir ve sistemik komplikasyonlara yol açabilir.

Bu bulgularda gecikmeden tıbbi değerlendirme gerekir.

Sedef hastalığında 2026 güncel tedavi yaklaşımı nedir?

2026 itibarıyla sedef hastalığının tedavisinde en önemli değişiklik, hastalığın yalnızca yüzeydeki kepeklenme ve kızarıklıktan ibaret görülmemesidir.

Günümüzde sedef; deri, eklemler ve çeşitli eşlik eden hastalıklarla ilişkili olabilen kronik inflamatuvar bir hastalık olarak değerlendirilmektedir.

Tedavi planı hazırlanırken deri lezyonlarının yaygınlığının yanı sıra saçlı deri, yüz, el, ayak, tırnak ve genital bölge tutulumu, kaşıntı, ağrı ve yaşam kalitesi dikkate alınır.

2026 yılında yayımlanan, EuroGuiDerm temelli güncellenmiş S3 kılavuzu, orta ve şiddetli sedefte tedavi seçimini etkinlik, güvenlik, eşlik eden hastalıklar ve kişisel özelliklere göre yapmayı önermektedir. Uygun hastalarda biyolojik tedavilerin veya deucravacitinib gibi hedefe yönelik sistemik tedavilerin başlangıçtan itibaren değerlendirilmesine daha fazla yer verilmektedir.

PubMed

Modern tedavilerle artık yalnızca kısmi düzelme değil, tam veya tama yakın deri temizliği hedeflenebilmektedir. Klinik çalışmalarda PASI 90 ve PASI 100 gibi yüksek düzeyli tedavi yanıtları bu nedenle önem kazanmıştır.

Ayrıca psöriatik artrit belirtilerinin erken tanınması, kardiyometabolik risklerin değerlendirilmesi ve tedavinin hastanın diğer sağlık sorunlarına uygun seçilmesi bütüncül yaklaşımın önemli parçalarıdır.

PubMed+1

Eski yaklaşımda sık rastlanan, hastalığı psikolojik nedenlere bağlama veya güçlü sistemik tedavileri yalnızca diğer bütün seçenekler tükendikten sonra değerlendirme anlayışı güncel bilimsel yaklaşımla örtüşmemektedir.

Benzer şekilde kaplıca, klimatoterapi ve tamamlayıcı yöntemler bazı hastalarda yardımcı olabilse de biyolojik hastalık mekanizmalarını hedefleyen, etkinliği kontrollü çalışmalarla gösterilmiş tedavilerin yerine geçmez.

Sonuç olarak sedef hastalığı bulaşıcı olmayan, kronik ancak günümüzde etkili biçimde kontrol altına alınabilen bir hastalıktır. Uygun tedaviyle uzun süreli remisyon, belirgin deri temizliği ve yaşam kalitesinde önemli iyileşme sağlanabilir. Tedavinin dermatolog tarafından kişiselleştirilmesi ve eklem ile metabolik sağlık açısından düzenli değerlendirme yapılması önemlidir.

Bilimsel Kaynaklar

1. S3 Guideline for the treatment of psoriasis vulgaris, adapted from EuroGuiDerm – part 1: Treatment recommendations and monitoring

2026 tarihli güncel kılavuz; sistemik tedavi seçimi, biyolojik ilaçlar, yeni hedefe yönelik tedaviler ve tedavi hedefleri.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41531416/

PubMed

2. S3 Guideline for the Treatment of Psoriasis vulgaris, adapted from EuroGuiDerm – part 2: Specific clinical and comorbid situations

2026 tarihli kılavuz; sedef hastalığında diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, psöriatik artrit ve diğer eşlik eden durumlarda tedavi seçimi.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/41641952/

PubMed

3. The Role of Interleukin 23/17 Axis in Psoriasis Management: A Comprehensive Review of Clinical Trials

Sedef hastalığının immünolojik mekanizması ve IL-17 ile IL-23'ü hedefleyen biyolojik tedavilerin bilimsel değerlendirmesi.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/38616886/

PubMed

4. Joint AAD-NPF guidelines of care for the management and treatment of psoriasis with awareness and attention to comorbidities

Amerikan Dermatoloji Akademisi ve Ulusal Psoriasis Vakfı kılavuzu; eklem, metabolik ve kardiyovasküler eşlik eden hastalıkların değerlendirilmesi.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/30772097/

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov

5. Dietary Recommendations for Adults With Psoriasis or Psoriatic Arthritis From the Medical Board of the National Psoriasis Foundation: A Systematic Review

Sedef hastalığında kilo kontrolü, glutensiz diyet ve beslenme müdahalelerine ilişkin sistematik derleme.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/29926091/

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov

6. Scientific evidence of the therapeutic effects of dead sea treatments: a systematic review

Lut Gölü klimatoterapisi ve mineralli su uygulamalarının etkinliği ile güvenliğini inceleyen bilimsel derleme.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/22503590/

PubMed

7. Kangal hot spring with fish and psoriasis treatment

Kangal Balıklı Kaplıcası uygulamasının 87 sedef hastasında değerlendirildiği klinik çalışma.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/10920584/

pubmed.ncbi.nlm.nih.gov

8. Fish Pedicure: A Risky Aesthetic Treatment for Tourists

Balık kullanılan kaplıca ve kozmetik uygulamalardaki enfeksiyon risklerine ilişkin değerlendirme.

PubMed: https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33179070/

PubMed

9. American Academy of Dermatology – Psoriasis Clinical Guideline

Topikal tedaviler, sistemik ilaçlar, fototerapi, biyolojik tedaviler ve eşlik eden hastalıklar hakkında klinik kılavuz.

Kaynak: https://www.aad.org/member/clinical-quality/guidelines/psoriasis

aad.org

Son içerik güncellemesi: 23 Eylül 2026 · Site editörüne ulaşın

Değerlendirme ve kaynak

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Tanı, kişisel tedavi önerisi veya bir uygulamanın bu muayenehanede sunulduğu beyanı değildir. Kişisel durumunuz için dermatoloji uzmanına başvurun.

Kaynak: Dr. Berkant Oman tarafından iletilen konu metni.

ALSANCAK · İZMİR

Sorularınızı görüşmede konuşalım

Bu metin kişisel değerlendirme yerine geçmez. İletişim ve randevu bilgileri için bize ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Telefonla ara