Menü

YÖNTEMLER HAKKINDA

Lazer destekli cilt uygulamaları

Lazer destekli bazı cilt uygulamalarında ince bir optik fiber aracılığıyla deri altına enerji iletilir. Cihaz özellikleri, uygulama amacı ve kişisel uygunluk ayrı ayrı değerlendirilmelidir.

Dr. Berkant Oman'ın ilettiği konu metnine dayanan genel bilgilendirmedir.

Yapay zekâ ile üretilmiş kavramsal görsel · Tanı, uygulama veya sonuç gösterimi değildir.

MERAK ETTİKLERİNİZ

Bir sorudan başlayın

Önce size gereken başlığı seçin; ayrıntılı hekim metnine isterseniz daha sonra geçebilirsiniz.

KİMLERDE İŞLEM ERTELENEBİLİR VEYA UYGUN OLMAYABİLİR?

Kesin kontrendikasyonlar kullanılan cihaza ve üretici talimatlarına göre değerlendirilmelidir. Genel olarak aktif enfeksiyon veya açık yara bulunan bölgelerde elektif işlem ertelenir. Gebelik döneminde yeterli güvenlik verisi bulunmadığından kozmetik amaçlı uygulamaların ertelenmesi uygundur.

SONUÇLAR NE ZAMAN GÖRÜLÜR?

İşlemden hemen sonra bazı kontur değişiklikleri görülebilir. Ancak erken dönem görünüm; ödem, termal kontraksiyon ve dokudaki geçici değişikliklerden de etkilenebilir. Kollajen yeniden yapılanması ise daha yavaş ilerlediği için gerçek sonucun haftalar ve takip eden aylarda kademeli olarak değerlendirilmesi daha doğrudur.

YÜZDE YAĞ AZALTMA HER ZAMAN İYİ MİDİR?

Yaşlanan yüzde zaten temporal bölge, yanaklar ve orta yüzde hacim kaybı bulunabilir. Bu nedenle yüzün her bölgesinde yağ dokusunu azaltmak gençleştirici değildir. İnce veya hacim kaybı belirgin bir yüzde gereğinden fazla lipolitik etki; çöküklüğü, iskelet görünümünü veya yaşlı görünümü artırabilir.

HEKİMİN KONU METİNLERİ

Daha ayrıntılı okumak isteyenlere

Hekimin ilettiği metne dayanan ayrıntılı bilgileri burada okuyabilirsiniz. Anlatım, bilgilendirme diliyle düzenlenmiştir.

Ayrıntılı konu metnini aç

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Uygulanacak cihazın dalga boyu, enerji parametreleri, fiber tipi ve kişinin anatomik özellikleri tedavinin etkinliğini ve güvenliğini doğrudan etkiler.

Bu nedenle yöntem dışarıdan cilt üzerine uygulanan klasik lazerlerden farklıdır.

Tam olarak değil.

Endolazer, deri altına fiberle lazer enerjisi verilmesini tarif eden daha genel bir tanımlamadır.

1470 nm lazer enerjisi dokuda özellikle su içeren yapılarda güçlü şekilde absorbe edilir.

Deri altında kontrollü termal etki oluşturulduğunda birkaç farklı biyolojik sonuç hedeflenebilir.

İlk olarak kollajen liflerinde ısıya bağlı kısa dönemli değişiklikler meydana gelebilir. Daha sonraki haftalar ve aylarda yara iyileşmesi ve doku yeniden yapılanması süreçleri devreye girerek kollajen remodelingi gelişebilir.

Enerjinin yağ dokusuna uygun seviyede ulaştığı uygulamalarda adipositlerde termal hasar ve sınırlı lipolitik etki de oluşturulabilir.

Deneysel lazer lipoliz çalışmalarında 1470 nm dahil farklı dalga boylarının yağ hücrelerinde hasar ve kollajen yapısında termal değişiklik oluşturabildiği gösterilmiştir. Ancak doku sıcaklığının aşırı yükselmesi deri hasarı riskini de artırmaktadır.

Dolayısıyla aynı mekanizma hem tedavinin etkisini hem de uygun olmayan parametrelerde komplikasyon gelişme ihtimalini açıklar.

Uygun hastalarda hafif veya orta dereceli cilt gevşekliğinin görünümünü azaltmaya ve konturun daha belirgin görünmesine yardımcı olabilir.

Ancak “deriyi ameliyat gibi gerer” ifadesi doğru değildir.

Bu nedenle cerrahi yüz germenin minimal invaziv versiyonu değil, farklı etki mekanizmasına sahip bir enerji uygulamasıdır.

Belirgin jowl, ileri boyun gevşekliği ve ciddi deri fazlalığında cerrahi tedaviler çok daha güçlü ve öngörülebilir sonuç sağlayabilir.

Subdermal lazerin oluşturduğu kontrollü termal hasar sonrasında doku onarımı ve kollajen yeniden yapılanması beklenen biyolojik yanıtlardan biridir.

Bu nedenle “kollajeni kesin olarak şu kadar artırır” veya “tek seansta kalıcı sıkılaşma oluşturur” şeklinde rakamsal garanti vermek doğru değildir.

2022 yılında yayımlanan küçük bir çalışmada yalnızca dokuz hastanın jowl bölgesi değerlendirilmiş ve tedavi sonrasında cilt parametreleri ile klinik görünümde iyileşme bildirilmiştir.

Vücut bölgelerindeki yağ dokusu için de küçük çalışmalar bulunmaktadır. Örneğin kol ve alt karın bölgesini değerlendiren çalışmada yalnızca 10 hasta yer almıştır.

Bu veriler yöntemin potansiyel lipolitik etkisini desteklemektedir, ancak klasik liposuction ile aynı düzeyde ve aynı miktarda yağ çıkarma işlemi olarak değerlendirilmemelidir.

Özellikle büyük miktarda yağ dokusunun azaltılması gereken kişilerde başka yöntemler daha uygun olabilir.

Yüzde yağ azaltma her zaman iyi midir?

Hayır.

Yaşlanan yüzde zaten temporal bölge, yanaklar ve orta yüzde hacim kaybı bulunabilir.

Bu nedenle yüzün her bölgesinde yağ dokusunu azaltmak gençleştirici değildir.

İnce veya hacim kaybı belirgin bir yüzde gereğinden fazla lipolitik etki; çöküklüğü, iskelet görünümünü veya yaşlı görünümü artırabilir.

Bu nedenle alt yüz ve gıdı bölgesindeki lokal yağ dokusuyla gerçek yüz hacim kaybını birbirinden ayırmak önemlidir.

Endolazer uygulamalarında yalnızca “yağ yakmak” değil, hangi dokunun korunacağı ve hangi dokunun hedefleneceği planlanmalıdır.

Bilimsel çalışmalarda en sık değerlendirilen estetik alanlar alt yüz, jawline, jowl, çene altı ve boyun bölgeleridir.

Göz çevresi, göz altı, nazolabial kıvrımlar, marionette çizgileri, kaş-göz kapağı çevresi ve bazı vücut bölgelerinde de çalışmalar bulunmaktadır.

Örneğin nazolabial kıvrımlar ve marionette çizgilerini değerlendiren bir çalışmada yalnızca 10 kadın yer almış ve olumlu biyometrik sonuçlar bildirilmiştir.

Göz çevresi ve burun gibi anatomik olarak karmaşık bölgelerde ise uygulama yüksek anatomi bilgisi ve uygun cihaz/fiber seçimi gerektirir.

Bu bölgeler için mevcut bilimsel veriler alt yüz uygulamalarına göre daha sınırlıdır.

Hayır.

“Göz altı torbası” tek bir anatomik problem değildir.

Görünüm; orbital yağ dokusunun öne doğru çıkması, deri gevşekliği, ödem, malar festoon, kemik anatomisi, gözyaşı oluğu veya bunların kombinasyonundan kaynaklanabilir.

Bu nedenle her göz altı torbasının endolazerle tedavi edilebileceğini söylemek doğru değildir.

Özellikle göz çevresindeki ince dokular, damar-sinir yapıları ve gözün kendisi nedeniyle perioküler lazer uygulamaları daha yüksek dikkat gerektiren özel bir anatomik bölgedir.

İşlem öncesinde yüzün anatomisi, yağ dağılımı, deri gevşekliği ve daha önce uygulanmış dolgu, ip, cerrahi veya enerji bazlı işlemler değerlendirilir.

İnce optik fiber küçük bir giriş noktasından deri altına ilerletilir.

Fiber hedeflenen anatomik planda hareket ettirilirken belirlenen enerji dokuya verilir.

Kullanılan; dalga boyu, güç, toplam enerji, pulse özellikleri, fiber çapı, anatomik derinlik ve fiberin hareket hızı oluşturulan termal etkinin düzeyini belirler.

Bu nedenle yalnızca cihazın adı işlemin güvenli veya etkili olduğunu göstermez.

Tek bir standart yoktur.

Uygulamanın alanına, derinliğine, kullanılan enerjiye ve cihaz/protokole göre; lokal anestezi, tumesan lokal anestezi, yüzeysel anestezi veya bazı protokollerde yalnızca soğutma kullanılabilir.

Klasik anlamda cerrahi facelift değildir.

Genellikle geniş bir cerrahi kesi veya dikiş gerektirmez.

Bununla birlikte fiber deri bariyerini geçerek deri altına ilerletildiği için tamamen non-invaziv bir işlem de değildir.

Bilimsel açıdan daha doğru tanım: minimal invaziv interstisyel/subdermal lazer uygulaması şeklindedir.

Bazı ticari protokoller tek seans uygulamayı ön plana çıkarmaktadır.

Ancak herkes için geçerli “tek seans yeterlidir” şeklinde bilimsel bir kural yoktur.

Seans ihtiyacı; doku gevşekliği, hedeflenen bölge, uygulanan enerji, kişinin yaşı, iyileşme yanıtı ve önceki işlemlere göre değişebilir.

Mevcut çalışmalarda kullanılan protokoller de birbirinden oldukça farklıdır.

2025 tarihli bilimsel kapsam taramasında 26 yayın değerlendirilmiş; bunların yalnızca birinin randomize kontrollü çalışma, 23'ünün ise vaka serisi olduğu ve kullanılan parametrelerde önemli farklılıklar bulunduğu belirtilmiştir.

Bu nedenle ideal enerji, seans sayısı ve seans aralığı konusunda henüz evrensel bir standart oluşmamıştır.

Sonuçlar ne zaman görülür?

İşlemden hemen sonra bazı kontur değişiklikleri görülebilir.

Ancak erken dönem görünüm; ödem, termal kontraksiyon ve dokudaki geçici değişikliklerden de etkilenebilir.

Kollajen yeniden yapılanması ise daha yavaş ilerlediği için gerçek sonucun haftalar ve takip eden aylarda kademeli olarak değerlendirilmesi daha doğrudur.

2026 tarihli güncel derleme de klinik iyileşmeler bildirmekle birlikte uzun dönem etkinliğin doğrulanması için daha büyük randomize çalışmalar ve standardize protokollere ihtiyaç olduğunu vurgulamaktadır.

Dolayısıyla “sonuç tam olarak üçüncü ayda maksimum olur” gibi kesin bir zaman çizelgesi vermek uygun değildir.

Bu konuda güvenilir bir sabit süre bulunmamaktadır.

Sonucun devamlılığı; yaş, genetik özellikler, kilo değişimleri, güneş hasarı, sigara, cilt yapısı ve doğal yaşlanma süreci gibi faktörlerden etkilenebilir.

Bu nedenle “2 yıl”, “3 yıl” veya “5 yıl kalıcıdır” gibi garanti ifadeleri kullanılmamalıdır.

Bu konuda mevcut literatürü dengeli değerlendirmek gerekir.

2024 sistematik derlemesi 23 çalışmayı incelemiş ve yüz-boyun sıkılaşması, jowl yağları ve çeşitli estetik uygulamalarda olumlu sonuçlar bildirmiştir. Ancak çalışmaların önemli kısmı düşük-orta kanıt düzeyindedir.

Aynı yıl yayımlanan kapsam taraması da 26 yayının 23'ünün vaka serisi olduğunu ve daha fazla standartlaştırılmış araştırmaya ihtiyaç bulunduğunu göstermiştir.

Dolayısıyla 2026 itibarıyla en doğru ifade şudur:

Çalışmaların büyük bölümünde komplikasyon oranlarının düşük olduğu bildirilmiştir.

Ancak bu yöntem yan etkisiz değildir.

İşlem sonrasında geçici; kızarıklık, ödem, hassasiyet, morarma, ağrı ve uyuşma oluşabilir.

Daha ciddi ancak daha seyrek komplikasyonlar arasında; yanık, aşırı termal hasar, deri veya yağ dokusunda nekroz, kontur düzensizliği, uzun süren inflamasyon, enfeksiyon, fibrotik değişiklikler ve anatomik yapılara zarar bulunabilir.

2026 yılında yayımlanan bir vaka raporunda estetik endolazer sonrasında termal deri nekrozu bildirilmiştir. Bu, komplikasyonun sık olduğunu göstermez ancak “yanık veya nekroz mümkün değildir” yaklaşımının yanlış olduğunu ortaya koyar.

Teorik ve klinik olarak mümkündür.

İşlemin amaçlarından biri belirli alanlarda lipoliz oluşturmak olduğuna göre, yanlış hasta seçimi veya uygun olmayan enerji dağılımında istenenden fazla hacim kaybı meydana gelebilir.

Özellikle; ince yüzlerde, önceden hacim kaybı bulunan hastalarda veya yanlış anatomik planda agresif uygulamalarda istenmeyen çöküklük riski dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle lipoliz hedefi ile cilt sıkılaştırma hedefinin her hastada aynı olmadığının bilinmesi önemlidir.

Birçok hastada günlük yaşama dönüş görece hızlı olabilir.

Ancak “hiç iyileşme süresi yoktur” ifadesi doğru değildir.

Ödem ve morarma birkaç gün sürebilir; daha yoğun uygulamalarda hassasiyet veya şişlik daha uzun devam edebilir.

İyileşme süresi; işlem alanına, verilen enerjiye, işlem sırasında oluşturulan doku hasarına ve kişinin bireysel yanıtına göre değişir.

Artan ağrı, giderek belirginleşen kızarıklık, cilt renginde beyaz-gri-koyu değişim, kabarcık, yara veya nörolojik yakınmalar normal iyileşme olarak kabul edilmemeli ve değerlendirilmelidir.

En uygun adaylar genellikle; hafif-orta cilt gevşekliği, sınırlı jowl veya submental yağlanma ve gerçekçi beklentileri bulunan kişiler arasından seçilir.

İleri derecede deri fazlalığı veya boyun gevşekliği bulunan kişilerde sonuç yetersiz kalabilir.

Ayrıca yüzünde belirgin yağ kaybı bulunan bir hastada lipolitik etki hedeflemek uygun olmayabilir.

Başarılı hasta seçiminin temelinde sorunun doğru anatomik olarak tanımlanması vardır.

Kimlerde işlem ertelenebilir veya uygun olmayabilir?

Kesin kontrendikasyonlar kullanılan cihaza ve üretici talimatlarına göre değerlendirilmelidir.

Genel olarak aktif enfeksiyon veya açık yara bulunan bölgelerde elektif işlem ertelenir.

Gebelik döneminde yeterli güvenlik verisi bulunmadığından kozmetik amaçlı uygulamaların ertelenmesi uygundur.

Kanama-pıhtılaşma bozuklukları, antikoagülan/antiplatelet ilaç kullanımı, ciddi kontrolsüz sistemik hastalıklar ve belirgin yara iyileşme problemleri kişiye özel değerlendirme gerektirir.

Kan sulandırıcı ilaçlar işlem yapılacak diye hastanın kendi kararıyla kesilmemelidir.

Ayrıca önceden aynı bölgede yapılmış; dolgu, biyostimülan, ip askı, liposuction veya yüz cerrahisi işlem planlanırken mutlaka göz önüne alınmalıdır.

Hayır.

HIFU, deriyi delmeden dışarıdan odaklanmış ultrason enerjisi gönderir.

Bu nedenle enerji kaynağı, dokuya ulaşma yöntemi ve etki profili farklıdır.

Hayır.

RF mikroiğnelemede cilde giren çok sayıda iğne aracılığıyla radyofrekans enerjisi verilir.

Her ikisi termal remodeling oluşturabilse de enerji kaynağı, doku dağılımı ve güvenlik profili farklıdır.

Belirli hafif veya orta problemlerde cerrahi istemeyen kişiler için değerlendirilebilecek minimal invaziv bir seçenek olabilir.

Ancak cerrahi facelift ile eşdeğer değildir.

Cerrahi yüz germe; dokuların anatomik olarak yeniden konumlandırılması ve fazla derinin çıkarılmasına olanak sağlar.

Özellikle ileri derecede sarkmada hastaya minimal invaziv bir işlemin cerrahiyle aynı sonucu vereceğini söylemek gerçekçi değildir.

Burada terminolojiyi doğru kullanmak önemlidir.

Eufoton LASEmaR 1500 cihazı ABD FDA'nın 510(k) sisteminde “substantially equivalent” yani önemli ölçüde eşdeğer bulunarak pazarlama izni/clearance almış bir tıbbi lazer sistemidir.

FDA'nın 29 Mayıs 2026 tarihli güncel K260489 kaydında cihaz; 1470 nm diyot lazer olarak, yumuşak doku cerrahisi ve laser-assisted lipolysis dahil çeşitli kullanım alanları için yer almaktadır.

510(k) clearance ile ilaçlarda veya bazı yüksek riskli cihazlarda kullanılan FDA approval aynı düzenleyici kavram değildir.

Ayrıca cihazın laser-assisted lipolysis için clearance almış olması; göz altı, kaş kaldırma, nazolabial çizgi, boyun lifting veya diğer her estetik kullanımın ayrı ayrı FDA tarafından klinik etkinliği kanıtlanmış endikasyonlar olduğu anlamına gelmez.

Türkiye'de kullanılan cihazların mevzuat durumu ise ayrıca ürün ve model bazında değerlendirilmelidir.

Bunu yalnızca isimlere bakarak söylemek mümkün değildir.

bellidir.

Başka bir ticari endolazer sisteminin aynı veya benzer sonuçları verdiğini söyleyebilmek için o cihazın teknik özelliklerinin ve mümkünse kendi klinik verilerinin değerlendirilmesi gerekir.

Bu uygulamalarda cihaz markası tek başına sonucu belirlemez.

Güvenli ve doğal sonuç için; doğru hasta seçimi + anatomik değerlendirme + uygun doku planı + doğru fiber + kontrollü enerji + hedeflenen dokunun doğru belirlenmesi bir bütün olarak değerlendirilmelidir.

Özellikle yüzde “daha fazla enerji = daha fazla sıkılaşma” yaklaşımı doğru değildir.

Termal enerjinin terapötik etkisi ile doku hasarı arasındaki sınır, anatomik bölge ve kullanılan parametrelere göre değişir.

Bilimsel Kaynaklar

The Endo-lift Laser (Intralesional 1470 nm Diode Laser) for Dermatological Aesthetic Conditions: A Systematic ReviewPubMed PMID: 38886198 PubMed kaynağı

Scientific Evidence on the Impact of Endolaser in Aesthetics: Scoping Review – 2025PubMed PMID: 40116960 PubMed kaynağı

Histologic Evaluation of 1470 nm and Other Laser Lipolysis WavelengthsPubMed PMID: 21242431 PubMed kaynağı

Endolaser-Induced Cutaneous Necrosis: A Case ReportPubMed PMID: 41552195 PubMed kaynağı

LASEmaR 1500 – FDA 510(k), K260489, 2026FDA: FDA 510(k) kaydı

LASEmaR 1500 – 510(k) Summary and Indications for UseFDA: FDA teknik dokümanı

Son içerik güncellemesi: 23 Eylül 2026 · Site editörüne ulaşın

Değerlendirme ve kaynak

Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır. Tanı, kişisel tedavi önerisi veya bir uygulamanın bu muayenehanede sunulduğu beyanı değildir. Kişisel durumunuz için dermatoloji uzmanına başvurun.

Kaynak: Dr. Berkant Oman tarafından iletilen konu metni.

ALSANCAK · İZMİR

Sorularınızı görüşmede konuşalım

Bu metin kişisel değerlendirme yerine geçmez. İletişim ve randevu bilgileri için bize ulaşabilirsiniz.

WhatsApp Telefonla ara